ÇANAKKALE SAVAŞLARINDA İLK ESİRİMİZ ” NUH OĞLU NUH “

0
243

ÇANAKKALE SAVAŞLARINDA İLK ESİRİMİZ YARALI OLARAK ESİR DÜŞEN ve SONRA ŞEHİT OLAN BİGA KAHVETEPE KÖYÜ’nden NUH OĞLU NUH / Özel HABER

19 ve 25 Şubat 1915’te yapılan bombardımandan sonra, plana göre sağlam kalmış tabyaların imhası için karaya Özel Görev Gücü (Special Service Force) 4 Mart 1915 günü karaya çıkarılır. Harekâtı Braemer Castle gemisinden Tuğg. Charles Trotman yönetiyordu. Trotman hazırladığı raporunda, “4 Mart 1915 günü Seddülbahir Kalesi civarında mukavemet eden bir Türk askerinin yaralı olarak gemiye getirildiği, ancak kısa süre sonra vefat ettiği…” belirtilmektedir.

İngiliz deniz piyade Horace Bruckshow 5 Mart 1915 Cuma akşamı günlüğüne şöyle not düşer: “…Öğleden sonra tüm mürettebat ve askerler cenaze merasimi için güvertede toplandık, zira denize gömdüklerimiz ilk kaybettiklerimizdi. Sahne çok dokunaklıydı. Kraliyet Deniz Piyade Taburu ölüleri için tam tekmil merasim uygulandı. Türk askerine gelince; bedeninin başucunda papaz efendinin kısaca okuduğu bir dua ile naaşını küpeşteden derinliklere teslim ettik…”
4 Mart 1915 günü İtilaf Güçleri’nin özel birliklerince yapılan Seddülbahir çıkartmasının akabinde, bölgeden sorumlu 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, 7 Mart 1915 günü bağlı bulunduğu Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanlığı’na aşağıdaki raporu vermişti:
“… Bombardıman sırasında 27. Alay 10. Bölükten 6 şehit ile 13 yaralımız vardır. Bunlardan 3 şehit Seddülbahir’de, diğer 3’ü Harap Tabya’da bekleme mevziinde bulunan kıtadandır. Seddülbahir’de şehit olan 3 neferden Nuh oğlu Nuh’un cesedi bulunamamış ise de şehit olduğu kuvvetle muhtemeldir.”
Çanakkale’de düşmana ilk esir düşen ve yaralı halde götürüldüğü gemide şehit olan bu askerimizin ismi, 26. Alay, 4. Tabur, 14. Bölük erlerinden Çanakkale Biga ilçesi Bakacak köyü, Kahvetepe karyesinden, 1881 doğumlu Nuh oğlu Nuh’tur.

Daha sonra Araştırmacı Gazeteci Yetkin İşcen bu ipuçlarını izleyerek esir düşen askerimizin ailesine Biga’nın Kahvetepe köyünde ulaşmayı başardı. Nuh’un adı ağabeyi Ahmet ile birlikte Latin harfleriyle Muhtar defterine kayıt edildiği, doğum tarihlerinin olmasına rağmen ölüm tarihlerinin yazılmadığını tespit etti. Bu defterlerden yola çıkarak Nuh’un torun çocuğu Hüsnü Özen’i buluyor. Aile, dedeleri Nuh’un savaşa gittiğini ama akıbetinin ne olduğunu bilmiyordu.

Köy muhtarlığının defter kayıtlarında Nuh’un babasının adının Pak, ya da Bak olduğu, anneleri ise Han olduğu anlaşılmıştır. Ağabeyi Ahmet 1294 (1878), Nuh ise 1297 (1881) doğumludur.

Kaynak : Uğural Wanthoft, Yetkin İşcen (Gelibolu 1915 Dergisi Sayı :5 Sayfa :28-29)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here